Bir cümle dil bilgisi bakımından ilk bakışta doğru görünebilir; buna rağmen anlatmak istediğimiz düşünceyi açık ve doğru biçimde aktaramayabilir. Gereksiz bir sözcük kullanmak, birbiriyle çelişen ifadeleri yan yana getirmek, cümlenin önemli bir ögesini eksik bırakmak ya da özne ile yüklem arasındaki uyumu bozmak anlatımı sorunlu hâle getirebilir.
Anlatım bozukluğu, bir cümlenin anlam veya yapı bakımından doğru, açık ve tutarlı bir anlatım kuramamasıdır. Sorun bazen kullanılan sözcüklerden ve bunların anlam ilişkilerinden, bazen de cümlenin kuruluşundan kaynaklanır.
Örneğin:
Yanlış: Toplantının yaklaşık tam iki saat sürdüğünü söyledi.
Doğru: Toplantının yaklaşık iki saat sürdüğünü söyledi.
“Yaklaşık” kesin olmayan bir süreyi, “tam” ise kesinliği bildirir. Aynı süre için ikisinin birlikte kullanılması anlam bakımından çelişki oluşturur.
Başka bir örneğe bakalım:
Yanlış: Öğrencilerin soruları cevaplandı ve sınıftan ayrıldı.
Doğru: Öğrencilerin soruları cevaplandı ve öğrenciler sınıftan ayrıldı.
İlk cümlede “öğrencilerin soruları” ifadesinin ikinci yüklemin de öznesiymiş gibi algılanması yapısal bir sorun oluşturur. Görüldüğü gibi anlatım bozukluğu yalnızca yanlış sözcük seçmekten ibaret değildir; cümlenin ögeleri arasındaki ilişki de anlatımın doğruluğunu belirler.

İçindekiler
- Anlatım Bozukluğu Nedir?
- Anlatım Bozukluğu Neden Olur?
- Anlatım Bozuklukları Kaça Ayrılır?
- Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları
- Yapısal Anlatım Bozuklukları
- Anlatım Bozukluğu Nasıl Bulunur?
- Anlatım Bozukluğu Nasıl Düzeltilir?
- Anlatım Bozukluğu Örnekleri
- En Çok Karıştırılan Durumlar
- Anlatım Bozukluğu Mini Test
1. Anlatım Bozukluğu Nedir?
Bir cümlenin yalnızca kurallı olması yeterli değildir. Cümlede kullanılan sözcüklerin anlam bakımından birbirine uygun olması, gereksiz tekrarların bulunmaması, anlatılmak istenen yargının açık olması ve cümlenin ögeleri arasında doğru ilişkilerin kurulması gerekir.
Bu şartlardan biri bozulduğunda anlatım bozukluğu ortaya çıkabilir.
Şu iki cümleyi karşılaştıralım:
Bu projeyi ilk kez geçen yıl başlattık.
Bu projeyi ilk kez yeniden geçen yıl başlattık.
İlk cümlede anlatım açıktır. İkinci cümlede ise “ilk kez” ile “yeniden” ifadeleri birbiriyle uyuşmaz. Bir iş hem ilk kez hem de yeniden yapılamaz.
Anlatım bozukluğunu tespit ederken temel soru şudur:
“Bu cümlede verilmek istenen düşünce açık, tutarlı ve dil bilgisi bakımından doğru biçimde kurulmuş mu?”
Sorunun cevabı hayırsa bozukluğun kaynağını belirlemek gerekir.
2. Anlatım Bozukluğu Neden Olur?
Anlatım bozukluklarının tek bir nedeni yoktur. Bazen yanlış seçilmiş bir sözcük, bazen eksik bırakılmış bir cümle ögesi, bazen de iki doğru yapının yanlış biçimde birleştirilmesi sorun oluşturur.
Başlıca nedenler şunlardır:
- Gereksiz sözcük kullanılması
- Sözcüklerin anlamına uygun kullanılmaması
- Sözcüklerin cümlede yanlış yerde bulunması
- Birbiriyle çelişen ifadelerin kullanılması
- Cümlenin birden fazla anlama gelebilmesi
- Mantık ve sıralama yanlışları
- Deyim ve atasözlerinin yanlış kullanılması
- Özne ile yüklem arasında uyumsuzluk bulunması
- Cümlede gerekli bir ögenin eksik olması
- Eklerin yanlış veya eksik kullanılması
- Tamlama ve bağlaçların yanlış kurulması
- Çatı bakımından uyuşmayan yapıların bir araya getirilmesi
Bu nedenlerin tamamını aynı türden hata olarak değerlendirmek doğru değildir. Çünkü bazıları doğrudan anlamla, bazıları ise cümlenin yapısıyla ilgilidir.
3. Anlatım Bozuklukları Kaça Ayrılır?
Anlatım bozuklukları genel olarak iki ana grupta incelenir:
| Ana grup | Sorunun temel kaynağı | Basit örnek |
|---|---|---|
| Anlama dayalı anlatım bozuklukları | Sözcük, anlam, mantık ve açıklık | “Kesinlikle gelmiş olabilir.” |
| Yapısal anlatım bozuklukları | Cümlenin kuruluşu ve dil bilgisi ilişkileri | “Ben ve arkadaşım geldim.” |
Bu ayrım anlatım bozukluğu sorularını çözmeyi de kolaylaştırır.
Cümlede önce anlama, ardından yapıya bakmak çoğu durumda doğru bir inceleme sırası oluşturur.
4. Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları
Anlama dayalı anlatım bozuklukları, cümlenin dil bilgisi yapısından çok kullanılan sözcükler, sözcüklerin birbirleriyle kurduğu anlam ilişkisi, mantık ve açıklıkla ilgilidir.
Bu ana konu sitemizde ayrıca [Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları] başlığı altında ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Başlıca türleri şunlardır.
4.1. Gereksiz Sözcük Kullanımı
Bir sözcük cümleden çıkarıldığında anlamda herhangi bir daralma veya değişiklik meydana gelmiyorsa o sözcük gereksiz kullanılmış olabilir.
Yanlış: Bu iki yöntem arasında karşılıklı bir kıyaslama yapacağız.
Doğru: Bu iki yöntem arasında bir kıyaslama yapacağız.
“Kıyaslama” zaten iki veya daha fazla unsur arasında karşılaştırma yapılmasını ifade ettiği için “karşılıklı” sözcüğüne ihtiyaç yoktur.
Bu hata türünün ayrıntıları [Gereksiz Sözcük Kullanımı] konusunda incelenebilir.
4.2. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması
Anlamları birbirine yakın görünen sözcükler her bağlamda birbirinin yerine kullanılamaz.
Yanlış: Yeni uygulama çalışanların verimini küçümsedi.
Doğru: Yeni uygulama çalışanların verimini düşürdü.
“Küçümsemek” bir şeyi değersiz veya önemsiz görmek anlamına gelir. Burada anlatılmak istenen verimin azalmasıdır.
Bu nedenle bir cümlede yalnızca sözcüğün kulağa uygun gelip gelmediğine değil, cümlede gerçekten hangi anlamı karşıladığına bakılmalıdır.
Ayrıntılı örnekler için [Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması] konusu kullanılabilir.
4.3. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması
Türkçede bir sözcüğün cümlede bulunduğu yer, hangi sözcüğü veya ifadeyi etkilediğini değiştirebilir.
Sorunlu: Müdür yalnız toplantıya katılan çalışanlarla görüştü.
Burada “yalnız” sözcüğünün neyi sınırladığı yeterince açık değildir.
Anlatılmak istenen düşünceye göre:
Müdür, yalnızca toplantıya katılan çalışanlarla görüştü.
biçiminde daha açık bir anlatım kurulabilir.
Bu tür sorunlar [Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması] başlığında daha detaylı incelenebilir.
4.4. Çelişen Anlamlar
Aynı cümlede kesinlik ve olasılık gibi birbirini dışlayan anlamların birlikte kullanılması anlatımı bozar.
Yanlış: O, mutlaka bizi aramış olabilir.
Doğru: O, bizi aramış olabilir.
veya
Doğru: O, mutlaka bizi aramıştır.
İlk cümlede “mutlaka” kesinlik, “olabilir” ise olasılık bildirir.
Bu ayrım [Çelişen Anlamlar] konusunda daha ayrıntılı incelenebilir.
4.5. Anlam Belirsizliği
Cümleden iki veya daha fazla anlam çıkarılabiliyorsa açıklık sorunu oluşabilir.
Deniz, Ece’ye kitabını getirmesini söyledi.
Kimin kitabından söz edildiği bağlam yoksa kesin değildir:
- Deniz’in kitabı mı?
- Ece’nin kitabı mı?
Cümlenin anlatılmak istenen anlama göre yeniden kurulması gerekir.
Bu konu [Anlam Belirsizliği] başlığında zamirler, sözcüklerin konumu ve diğer belirsizlik nedenleriyle birlikte ayrıntılı olarak ele alınmalıdır.
4.6. Mantık ve Sıralama Hatası
Bir cümledeki bilgiler kendi aralarında mantıklı bir ilişki kurmalıdır. Daha kapsamlı olan bir durumdan sonra onun daha küçük bir parçasının aşamalı biçimde verilmesi gibi yanlış sıralamalar anlatımı bozabilir.
Yanlış: Yarışmada üçüncü olmayı bırak, dereceye bile giremedi.
Üçüncü olmak zaten dereceye girmekten daha özel ve ileri bir durumdur. Mantıksal sıralama buna göre kurulmalıdır:
Doğru: Yarışmada dereceye girmeyi bırak, üçüncü bile olamadı.
Bu tür bozukluklar [Mantık Hatası] konusunda ayrıntılı olarak incelenebilir.
4.7. Deyim ve Atasözlerinin Yanlış Kullanılması
Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerini keyfî biçimde değiştirmek veya deyimi anlamına uygun olmayan bir yerde kullanmak anlatım bozukluğuna neden olabilir.
Bu nedenle bir deyim kullanılırken yalnızca sözcüklerine değil, taşıdığı bütün anlamına bakılmalıdır.
Daha geniş açıklama ve özgün örnekler için [Deyim ve Atasözü Yanlışları] konusu kullanılabilir.
4.8. Noktalama Kaynaklı Anlatım Bozukluğu
Noktalama işaretleri yalnızca okumayı kolaylaştırmaz; bazı cümlelerde anlamın nasıl kurulacağını da belirler.
Örneğin:
Genç doktora bir şeyler söyledi.
Bağlama göre “genç” sözcüğünün doktoru mu yoksa başka bir kişiyi mi nitelediği tartışmalı hâle gelebilir. Noktalama ve cümle kuruluşu birlikte değerlendirilerek belirsizlik giderilmelidir.
Bu ilişkinin ayrıntıları için [Noktalama Kaynaklı Anlatım Bozukluğu] başlığına bakabilirsiniz.
5. Yapısal (Yapıya Dayalı) Anlatım Bozuklukları
Bazı cümlelerde kullanılan sözcüklerin anlamında sorun yoktur; bozukluk, sözcüklerin ve cümle ögelerinin birbirine bağlanma biçiminden kaynaklanır.
Bunlara yapısal veya yapıya dayalı anlatım bozuklukları denir.
Konunun tamamı [Yapısal Anlatım Bozuklukları] sayfasında ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
5.1. Özne-Yüklem Uyumsuzluğu
Özne ile yüklemin kişi veya tekillik-çoğulluk bakımından uygun şekilde bağlanmaması anlatım bozukluğu oluşturabilir.
Yanlış: Ben ve kardeşim yarın size uğrayacağım.
Doğru: Ben ve kardeşim yarın size uğrayacağız.
Burada özne birden fazla kişiden oluştuğu hâlde yüklem birinci tekil kişiyle çekimlenmiştir.
Ayrıntılar için [Özne-Yüklem Uyumsuzluğu] konusuna bakılabilir.
5.2. Nesne Eksikliği
Özellikle sıralı ve bağlı yapılarda bir yüklemin ihtiyaç duyduğu nesnenin bulunmaması cümlede yapısal bozukluğa yol açabilir.
Yanlış: Yeni yönetmeliği okudu fakat pek önem vermedi.
Doğru: Yeni yönetmeliği okudu fakat ona pek önem vermedi.
İkinci yüklemin istediği öge tamamlandığında anlatım düzelir.
Bu durum [Nesne Eksikliği] başlığında farklı cümle yapılarıyla daha dataylı olarak incelenebilir.
5.3. Tümleç Eksikliği
Birden fazla yüklemin bulunduğu yapılarda gerekli tümlecin kullanılmaması da anlatımı bozabilir.
Yanlış: Arkadaşını çok sever, her konuda yardımcı olurdu.
Doğru: Arkadaşını çok sever, ona her konuda yardımcı olurdu.
“Yardımcı olmak” eylemi burada “ona” tümlecini gerektirir.
Ayrıntılı ayrım [Tümleç Eksikliği] konusunda incelenebilir.
5.4. Yüklem Eksikliği
Özellikle sıralı veya bağlı cümlelerde iki farklı yargının tek bir yükleme bağlanmaya çalışılması sorun oluşturabilir.
Yanlış: Kardeşim çayı, ben kahveyi çok severim.
Doğru: Kardeşim çayı çok sever, ben de kahveyi çok severim.
İlk bölümün kendisine uygun yüklemi tamamlandığında cümle yapısal bakımdan düzelir.
Bu tür örnekler [Yüklem Eksikliği] başlığında ayrıntılı olarak ele alınabilir.
5.5. Ek Yanlışları
Bir ekin gereksiz kullanılması, eksik bırakılması veya sözcüğe uygun olmayan biçimde getirilmesi anlatım bozukluğuna neden olabilir.
Eklerin görevini belirlemeden yalnızca sözcüğün görünüşüne bakmak bu tür hataların tespitini zorlaştırır.
Ayrıntılar [Ek Yanlışları] konusunda incelenebilir.
5.6. Tamlama Yanlışları
İsim ve sıfat tamlamalarının yanlış kurulması ya da farklı yapıdaki tamlamaların uygun olmayan biçimde ortak bir tamlanana bağlanması anlatımı bozabilir.
Bu nedenle tamlamalarda yalnızca sözcüklerin sırasına değil, tamlayan-tamlanan ilişkisine de dikkat edilmelidir.
Ayrıntılı örnekler [Tamlama Yanlışları] sayfasına bakabilirsiniz.
5.7. Bağlaç Yanlışları
Bağlaçlar sözcükleri veya cümleleri belirli anlam ilişkileriyle birbirine bağlar. Bu ilişkinin yanlış kurulması cümlenin mantığını değiştirebilir.
Özellikle karşıtlık, neden-sonuç ve seçenek bildiren yapılarda kullanılan bağlacın cümlenin anlamıyla uyumlu olması gerekir.
Bu konu [Bağlaç Yanlışları] başlığında ayrıntılı olarak işlenmektedir.
5.8. Çatı Uyumsuzluğu
Birbirine bağlı fiiller arasında etken-edilgen ilişkisinin yanlış kurulması yapısal anlatım bozukluğuna yol açabilir.
Yanlış: Salona girilip herkes yerini aldı.
“Girilip” edilgen, “aldı” ise etken yapıdadır ve iki eylemin kuruluşu uyumlu değildir.
Anlatılmak istenene göre:
Doğru: Salona girildi ve herkes yerini aldı.
biçiminde açık bir yapı kurulabilir.
Konunun ayrıntıları [Çatı Uyumsuzluğu] başlığında incelenebilir.
6. Anlatım Bozukluğu Nasıl Bulunur?
Bir cümlede anlatım bozukluğu ararken rastgele sözcük değiştirmek yerine belirli bir sıra izlemek daha güvenilir sonuç verir.
1. Cümlenin vermek istediği temel yargıyı belirleyin.
Önce “Bu cümle bana ne anlatıyor?” sorusunu sorun. Temel düşünce açık değilse anlam belirsizliği veya mantık sorunu bulunabilir.
2. Gereksiz sözcük olup olmadığını kontrol edin.
Şüphelendiğiniz sözcüğü geçici olarak çıkarın.
Cümlenin anlamında hiçbir daralma veya değişiklik olmuyorsa sözcük gereksiz olabilir.
3. Sözcüklerin anlamlarını kontrol edin.
Bir sözcük yakın anlamlı başka bir sözcükle karıştırılmış olabilir. Sözcüğün cümledeki kullanımının gerçekten taşıdığı anlamla uyuşup uyuşmadığına bakın.
4. Birbiriyle çelişen ifadeleri arayın.
Özellikle şu tür anlam ilişkilerine dikkat edin:
kesinlik ↔ olasılık
ilk kez ↔ yeniden
tam ↔ yaklaşık
5. Cümlenin birden fazla anlama gelip gelmediğini kontrol edin.
Özellikle zamirlerin, virgüllerin ve niteleyici sözcüklerin hangi sözcükle ilişkili olduğu açık olmalıdır.
6. Özne ile yüklemi bulun.
Anlam bakımından sorun göremiyorsanız cümlenin yapısına geçin.
Özne ile yüklem arasında kişi ve sayı bakımından uyum var mı?
7. Yüklemlerin istediği ögeleri kontrol edin.
Bir yüklem nesneye, diğeri tümlece ihtiyaç duyabilir. Özellikle sıralı ve bağlı cümlelerde aynı ögeyi iki yükleme zorla bağlamayın.
8. Ekleri, tamlamaları ve çatıyı inceleyin.
Sorun hâlâ bulunamadıysa eklerin görevlerini, tamlama ilişkilerini ve fiillerin çatı özelliklerini kontrol edin.
Kısaca uygulanabilecek sıra şöyledir:
Anlam → sözcük → mantık → açıklık → özne-yüklem → öge → ek → tamlama → çatı
Bu yöntem, anlatım bozukluğunu yalnızca ezberlenmiş kalıplarla değil, cümlenin çalışma biçimini çözerek bulmayı sağlar.
7. Anlatım Bozukluğu Nasıl Düzeltilir?
Anlatım bozukluğunu bulmak ile düzeltmek aynı işlem değildir.
Bir cümlede hata olduğunu fark ettikten sonra önce hatanın nedenini belirlemek gerekir. Ardından mümkün olan en küçük müdahaleyle cümle düzeltilmelidir.
Örneğin:
Yanlış: Sanırım kesin olarak yarın gelecek.
Buradaki sorun “sanırım” ile “kesin olarak” ifadelerinin aynı yargıda kullanılmasıdır.
Anlatılmak istenen olasılıksa:
Sanırım yarın gelecek.
Kesinlikse:
Kesin olarak yarın gelecek.
denebilir.
Başka bir örnek:
Yanlış: Müdür çalışanları dinledi ve yardımcı oldu.
“Yardımcı olmak” eyleminin yöneldiği kişi belirtilmemiştir.
Doğru: Müdür çalışanları dinledi ve onlara yardımcı oldu.
Görüldüğü gibi anlatım bozukluğunu düzeltirken cümlenin tamamını değiştirmek gerekmeyebilir. Bazen tek bir sözcüğün çıkarılması, bir ögenin eklenmesi veya yanlış ekin değiştirilmesi yeterlidir.
8. Anlatım Bozukluğu Örnekleri
Aşağıdaki örneklerde farklı anlatım bozukluğu türleri bir arada görülebilir:
| Bozuk cümle | Sorun | Düzeltilmiş biçim |
|---|---|---|
| Yaklaşık tam bir saat bekledik. | Çelişen anlam | Yaklaşık bir saat bekledik. |
| Bu iki seçeneği karşılıklı kıyaslayalım. | Gereksiz sözcük | Bu iki seçeneği kıyaslayalım. |
| Ben ve kuzenim sinemaya gittim. | Özne-yüklem uyumsuzluğu | Ben ve kuzenim sinemaya gittik. |
| Arkadaşını aradı fakat ulaşamadı. | Tümleç eksikliği | Arkadaşını aradı fakat ona ulaşamadı. |
| Elbette toplantıya katılmış olabilir. | Çelişen anlam | Toplantıya katılmış olabilir. |
| Raporu okudu fakat önem vermedi. | Tümleç eksikliği | Raporu okudu fakat ona önem vermedi. |
| Salona girilip herkes sandalyesine oturdu. | Çatı uyumsuzluğu | Salona girildi ve herkes sandalyesine oturdu. |
| Kardeşim roman, ben öykü okumayı severim. | Yüklem eksikliği | Kardeşim roman okumayı sever, ben de öykü okumayı severim. |
Burada önemli olan yalnızca doğru cümleyi ezberlemek değildir.
Her örnekte şu soruyu sormak gerekir:
“Cümlenin hangi ilişkisi bozulmuş?”
Bu soru cevaplandığında anlatım bozukluğunun türünü belirlemek çok daha kolaylaşır.
9. En Çok Karıştırılan Durumlar
Her devrik cümle anlatım bozukluğu değildir
Yüklemin cümlenin sonunda bulunmaması tek başına anlatım bozukluğu oluşturmaz.
Bu sabah erkenden çıktı evden.
Bu bir Devrik Cümle örneğidir; fakat anlam açık olduğu için yalnızca yüklemin yeri nedeniyle bozuk sayılamaz.
Her eksiltili cümle anlatım bozukluğu değildir
Bazı cümlelerde yüklem söylenmese bile yargı bağlamdan tamamlanabilir.
Bir yanda deniz, öte yanda yemyeşil tepeler…
Bu tür [Eksiltili Cümle] yapıları özellikle edebî ve günlük anlatımda bilinçli olarak kullanılabilir.
Dolayısıyla:
yüklemin söylenmemesi ≠ otomatik olarak anlatım bozukluğu
Ancak cümlenin kurulabilmesi için gerekli bir yüklemin yanlış biçimde ortak kullanılması veya eksik bırakılması yapısal anlatım bozukluğu oluşturabilir.
Yazım yanlışı ile anlatım bozukluğu aynı şey değildir
Bir sözcüğün yanlış yazılması öncelikle yazım kurallarıyla ilgilidir. Anlatım bozukluğunda ise cümlenin anlam veya kuruluşunda problem vardır.
Bu nedenle her dil yanlışını “anlatım bozukluğu” başlığı altında değerlendirmek doğru değildir.
Noktalama yanlışı her zaman anlatım bozukluğu oluşturmaz
Bir noktalama işaretinin yanlış kullanılması yazım ve noktalama açısından hata olabilir. Fakat bu hata cümlenin anlamını belirsizleştiriyor veya değiştiriyorsa anlatım bakımından da sorun ortaya çıkabilir.
Bu ayrım [Noktalama Kaynaklı Anlatım Bozukluğu] konusunda özellikle önemlidir.
10. Anlatım Bozukluğu Mini Test
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük kullanılmıştır?
A) Sabah erkenden yola çıktık.
B) Bu konuyu yeniden tekrar konuşacağız.
C) Kitapları masanın üzerine bıraktım.
D) Akşam eve biraz geç geldim.
Cevap: B
Açıklama: “Yeniden” ve “tekrar” aynı bağlamda aynı anlamı karşıladığı için sözcüklerden biri gereksizdir. “Bu konuyu yeniden konuşacağız.” biçiminde düzeltilebilir.
2. “Bu işi kesinlikle yarın bitirebiliriz.” cümlesinde anlatılmak istenen olasılıksa hangi sözcük çıkarılmalıdır?
A) bu
B) işi
C) kesinlikle
D) yarın
Cevap: C
Açıklama: “Kesinlikle” kesinlik bildirirken “bitirebiliriz” bağlama göre olasılık/yeterlik anlamı taşıyabilir. Olasılık anlatılmak isteniyorsa kesinlik bildiren sözcük kullanılmamalıdır.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne-yüklem uyumsuzluğu vardır?
A) Öğrenciler sınıfa girdi.
B) Ben ve arkadaşım seni bekliyoruz.
C) Sen ve kardeşin bize yardım edeceksin.
D) Çocuk bahçede oynuyor.
Cevap: C
Açıklama: “Sen ve kardeşin” birden fazla kişiden oluştuğu için yüklem “yardım edeceksiniz” biçiminde kurulmalıdır.
4. “Dosyayı inceledi fakat ona yeterince önem vermedi.” cümlesinde anlatım bozukluğu var mıdır?
A) Evet, nesne eksikliği vardır.
B) Evet, özne-yüklem uyumsuzluğu vardır.
C) Evet, gereksiz sözcük vardır.
D) Hayır.
Cevap: D
Açıklama: “İnceledi” yükleminin nesnesi “dosyayı”, “önem vermedi” yükleminin ihtiyaç duyduğu tümleç ise “ona” sözcüğüdür. İki yüklemin de gerekli ögeleri bulunmaktadır.
5. Bir cümlede anlatım bozukluğu aranırken aşağıdakilerden hangisi tek başına hata kabul edilmemelidir?
A) Birbiriyle çelişen ifadelerin kullanılması
B) Gerekli bir cümle ögesinin eksik olması
C) Yüklemin cümlenin sonunda bulunmaması
D) Gereksiz sözcük kullanılması
Cevap: C
Açıklama: Yüklemin sonda bulunmadığı cümleler devrik cümledir. Devrik yapı tek başına anlatım bozukluğu değildir.
Kaynaklar
MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü – Türk Dili ve Edebiyatı 11, Kavram Öğretimi: Anlatım Bozukluğu
MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü – Anlatım Bozuklukları Konu Pekiştirme Testleri