Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları: Türleri, Örnekleri ve Nasıl Bulunur?

Bir cümlede bütün sözcükler doğru yazılmış, yüklem yerinde kullanılmış ve cümlenin yapısı eksiksiz kurulmuş olabilir. Buna rağmen anlatılmak istenen düşünce açık ve doğru aktarılmayabilir. Çünkü anlatım bozukluğu yalnızca cümlenin yapısından kaynaklanmaz; sözcüklerin anlamı ve birbirleriyle kurduğu ilişki de anlatımı bozabilir.

“Kesinlikle yarın gelebilir.” cümlesine bakalım. Cümlede eksik bir öge yoktur. Buna karşılık “kesinlikle” sözcüğü kesinlik, “gelebilir” sözü ise olasılık bildirdiği için iki ifade birbiriyle çelişir. Sorun cümlenin yapısında değil, anlamındadır.

Bu tür yanlışlıklar anlama dayalı anlatım bozuklukları olarak adlandırılır. Kaynaklarda anlamsal anlatım bozuklukları ifadesiyle de karşılaşılabilir. Konunun temelinde gereksiz veya yanlış sözcük kullanımı, anlam çelişkisi, belirsizlik ve mantık ilişkilerindeki sorunlar bulunur.

Anlama dayalı bozukluklar, Anlatım Bozukluğu konusunun iki temel alanından biridir. Diğer alan ise cümlenin kuruluşuyla ilgili sorunları kapsayan [Yapısal Anlatım Bozuklukları]dır.

Anlama dayalı anlatım bozukluğu türlerini, yanlış ve doğru cümle örnekleriyle açıklayan eğitim infografiği

İçindekiler

  1. Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları Nedir?
  2. Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları Nelerdir?
  3. Gereksiz Sözcük Kullanımı
  4. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması
  5. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması
  6. Çelişen Anlamların Bir Arada Kullanılması
  7. Anlam Belirsizliği
  8. Mantık ve Sıralama Hataları
  9. Deyim ve Atasözü Yanlışları
  10. Noktalama İşaretleri Anlam Bozukluğuna Yol Açar mı?
  11. Anlama Dayalı Anlatım Bozukluğu Nasıl Bulunur?
  12. Anlama Dayalı ve Yapısal Anlatım Bozuklukları Arasındaki Fark Nedir?
  13. Anlama Dayalı Anlatım Bozukluğu Örnekleri
  14. En Çok Karıştırılan Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları
  15. Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları Mini Test

1. Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları Nedir?

Anlama dayalı anlatım bozuklukları, cümlede kullanılan sözcüklerin anlamından, seçiminden, bulunduğu yerden veya diğer sözcüklerle kurduğu anlam ilişkisinden doğan anlatım yanlışlıklarıdır.

Bu tür bozukluklarda cümleyi yalnızca dil bilgisi kuralları açısından incelemek yeterli değildir. Cümlenin gerçekten ne söylediğine bakmak gerekir.

Örneğin:

Yanlış: Yaklaşık iki saat kadar bekledik.
Doğru: Yaklaşık iki saat bekledik.

“Yaklaşık” ve “kadar” bu kullanımda aynı yaklaşık miktar anlamını verdiğinden sözcüklerden biri gereksizdir.

Bir başka örnek:

Yanlış: Kesinlikle toplantıya katılabilir.
Doğru: Toplantıya katılabilir.

İlk örnekte gereksiz sözcük, ikinci örnekte ise anlamca çelişen ifadeler vardır. İki cümlenin de dil bilgisi bakımından kurulmuş olması, anlatımlarının kusursuz olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle anlama dayalı bir bozukluğu araştırırken temel soru şudur:

Cümledeki sözcükler, verilmek istenen düşünceyi açık, tutarlı ve doğru biçimde aktarıyor mu?

2. Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları Nelerdir?

Anlama dayalı anlatım bozukluklarının adlandırılmasında kaynaklara göre küçük farklılıklar görülebilir. MEB’in anlatım bozukluklarına ilişkin eğitim materyallerinde temel olarak gereksiz sözcük kullanımı, anlamca çelişen ifadeler, sözcüğün yanlış anlamda veya yanlış yerde kullanılması, anlam belirsizliği, mantık-sıralama yanlışlıkları ve deyimlerle ilgili yanlışlıklar ele alınır.

Konuyu çalışırken aşağıdaki sınıflandırma kullanılabilir:

TürTemel sorunKontrol ederken sorulacak soru
Gereksiz sözcük kullanımıAynı anlamın gereksiz yere yinelenmesiSözcüğü çıkarırsam anlam değişiyor mu?
Yanlış anlamda sözcük kullanımıSeçilen sözcüğün bağlama uymamasıSözcük gerçekten bu anlamda kullanılabilir mi?
Sözcüğün yanlış yerde kullanılmasıSözcüğün yanlış konumlandırılmasıSözcüğün yerini değiştirince anlam düzeliyor mu?
Çelişen anlamlarBirbiriyle uyuşmayan ifadelerAynı yargı hem kesin hem olası mı gösteriliyor?
Anlam belirsizliğiCümlenin birden fazla biçimde anlaşılabilmesiKimin veya neyin kastedildiği açık mı?
Mantık ve sıralama hatalarıKavramlar arasında yanlış ilişki kurulmasıVerilen bilgiler mantıklı bir ilişki içinde mi?
Deyim ve atasözü yanlışlarıKalıplaşmış sözün yanlış kullanılmasıDeyim veya atasözü doğru anlamda ve doğru biçimde mi kullanılmış?

Bu tablo, türleri ezberlemekten çok yanlışlığın kaynağını belirlemek için kullanılmalıdır.

3. Gereksiz Sözcük Kullanımı

Bir cümlede anlatıma yeni bir anlam katmayan sözcük veya sözün bulunması gereksiz sözcük kullanımına yol açabilir. En sık karşılaşılan durum, aynı anlamı taşıyan iki ifadenin birlikte kullanılmasıdır.

Yanlış: Bu iki kardeş birbirine karşılıklı yardım ediyor.
Doğru: Bu iki kardeş birbirine yardım ediyor.

“Birbirine” sözü karşılıklılık anlamını zaten taşıdığı için “karşılıklı” sözcüğüne gerek kalmaz.

Bir sözcüğün gerçekten gereksiz olup olmadığını anlamanın pratik yollarından biri onu cümleden çıkarmaktır. Sözcük çıkarıldığında cümlenin anlamı ve verilmek istenen bilgi değişmiyorsa gereksiz kullanım söz konusu olabilir.

Ancak burada dikkatli olunmalıdır. Bir sözcüğün çıkarılması cümlenin temel yargısını değiştirmese bile vurgu, kapsam veya anlam ayrıntısı değişiyorsa o sözcüğün gereksiz olduğu söylenemez.

Bu nedenle “çıkarınca cümle yine kuruluyor” ölçütü tek başına yeterli değildir; “çıkarınca anlamda bir kayıp oluşuyor mu?” sorusu da sorulmalıdır.

Daha fazla örnek ve ayırt etme yöntemi için Gereksiz Sözcük Kullanımı konusuna geçebilirsiniz.

4. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması

Sözcüklerin anlamlarını birbirine yakın sanmak, bir kelimeyi bağlamına uygun olmayan biçimde kullanmaya yol açabilir. Böyle durumlarda cümlenin yapısı doğru olsa da seçilen sözcük anlatılmak isteneni karşılamaz.

Yanlış: Bu iki kavram arasındaki ayrıntıyı açıklayalım.
Doğru: Bu iki kavram arasındaki ayrımı açıklayalım.

“Ayrıntı” bir şeyin küçük parçalarını veya detaylarını, “ayrım” ise iki şey arasındaki farklılığı ifade eder. Cümlede iki kavramın farklılığından söz edildiği için uygun sözcük “ayrım”dır.

Bu tür sorularda yalnızca kulağa yabancı gelen kelimeleri aramak yanıltıcı olabilir. Yanlış kullanılan sözcük çoğu zaman cümleye biçim bakımından uyduğu için ilk okumada fark edilmez.

Şu soru daha işlevseldir:

“Bu sözcüğün gerçek anlamı, cümlede anlatılan durumla uyuşuyor mu?”

Yakın anlamlı kelimelerin kullanım farkları ve daha fazla örnek [Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması] başlığında ayrıntılı olarak ele alınabilir.

5. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması

Bazı cümlelerde sorun sözcüğün anlamında değil, cümlede bulunduğu yerdedir. Özellikle bir sözcüğün hangi sözü nitelediği veya sınırladığı açık değilse verilmek istenen anlam değişebilir.

Yanlış: Yeni okula başlayan öğrenciler için toplantı düzenlendi.
Doğru: Okula yeni başlayan öğrenciler için toplantı düzenlendi.

İlk cümlede “yeni” sözcüğü “okul”u niteliyormuş gibi anlaşılabilir. Oysa anlatılmak istenen, öğrencilerin okula kısa süre önce başlamış olmasıdır.

Buradaki önemli ayrım şudur:

Yanlış anlamda kullanımda sözcüğü değiştirmek gerekir.
Yanlış yerde kullanımda ise çoğu zaman aynı sözcüğün yerini değiştirmek yeterlidir.

Bu ayrım özellikle sınav sorularında işe yarar. Ayrıntılı örnekler için [Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması] başlığına bakabilirsiniz.

6. Çelişen Anlamların Bir Arada Kullanılması

Aynı yargı içinde birbirini anlam bakımından geçersiz kılan ifadelerin kullanılması anlatım bozukluğu oluşturabilir.

Yanlış: Eminim bu haberi o da duymuş olabilir.
Doğru: Bu haberi o da duymuş olabilir.

veya

Doğru: Eminim bu haberi o da duymuştur.

“Eminim” kesinlik bildirirken “olabilir” olasılık bildirir. Konuşan kişinin aynı yargıya ilişkin hem kesin hem de ihtimalli bir tutum sergilemesi çelişki oluşturur.

Sık karşılaşılan başka bir yapı da şudur:

Yanlış: Kuşkusuz bizi aramış olmalı.**

Burada da kesinlik bildiren “kuşkusuz” ile çıkarım/olasılık değeri taşıyan yapı arasında anlam uyuşmazlığı oluşabilir.

Fakat aynı cümlede karşıt sözcüklerin bulunması otomatik olarak anlatım bozukluğu değildir:

“Başarılı olduğu günlerde de başarısız olduğu günlerde de çalışmayı bırakmadı.”

Buradaki karşıtlık bilinçli olarak kurulmuştur ve anlatımı güçlendirir.

Bu nedenle önemli olan sözcüklerin karşıt olması değil, aynı yargı hakkında birbiriyle bağdaşmayan anlamların kullanılmasıdır.

Daha ayrıntılı inceleme için [Çelişen Anlamlar] konusuna geçebilirsiniz.

7. Anlam Belirsizliği

Bir cümlenin kime, neye veya hangi duruma gönderme yaptığı açık değilse birden fazla yorum ortaya çıkabilir. Bu durum anlam belirsizliği oluşturabilir.

Örneğin:

Mert, Kerem’e dosyasını getirmesini söyledi.

Burada “dosyasını” sözcüğünün Mert’in dosyasını mı yoksa Kerem’in dosyasını mı karşıladığı açık değildir.

Kastedilen anlama göre cümle açık hâle getirilmelidir:

Mert, Kerem’e kendi dosyasını getirmesini söyledi.

veya anlatılmak istenen farklıysa cümle buna göre yeniden kurulmalıdır.

Anlam belirsizliği özellikle:

  • zamirlerin hangi ismin yerine kullanıldığının açık olmamasında,
  • iyelik ilişkisinin karışmasında,
  • bazı noktalama işaretlerinin kullanılmamasında

ortaya çıkabilir.

Her belirsiz cümlede aynı çözüm uygulanmaz. Önce belirsizliğin kaynağı bulunmalı, ardından yalnız gerekli düzeltme yapılmalıdır.

Konunun farklı biçimleri [Anlam Belirsizliği] sayfasında ayrıntılı olarak incelenebilir.

8. Mantık ve Sıralama Hataları

Cümlede kullanılan sözcükler tek tek doğru olabilir ancak kavramlar arasında kurulan ilişki mantıklı olmayabilir. Böyle durumlarda sorun sözcüğün sözlük anlamından çok düşüncenin kuruluşundadır.

Yanlış: Bırakın üniversiteyi bitirmeyi, daha üniversiteye başlamadı.
Doğru: Bırakın üniversiteyi bitirmeyi, daha üniversiteye bile başlamadı.

Burada anlatımın mantıksal basamaklarının doğru kurulması gerekir: Bir kişinin üniversiteyi bitirebilmesi için önce üniversiteye başlamış olması gerekir.

Sıralama yanlışlarında da derece veya kapsam ilişkisi bozulabilir:

Yanlış: Toplantıya müdür ve bütün çalışanlar katıldı.
Daha açık: Toplantıya müdür dâhil bütün çalışanlar katıldı.

Müdür de çalışanlar kapsamına giriyorsa iki grubun birbirinden bağımsızmış gibi sıralanması anlam ilişkisini bulanıklaştırabilir.

Mantık hatasını ararken:

“Bu olaylar gerçekten bu sırayla gerçekleşebilir mi?”

ve

“Bir kavram diğerini zaten kapsıyor mu?”

soruları yararlıdır.

Daha kapsamlı örnekler [Mantık Hatası] başlığında ele alınabilir.

9. Deyim ve Atasözü Yanlışları

Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Bir deyimin içindeki sözcükleri yakın anlamlı başka sözcüklerle gelişigüzel değiştirmek veya deyimi taşımadığı bir anlamda kullanmak anlatımı bozabilir.

Örneğin “gözden düşmek”, değerini veya saygınlığını yitirmek anlamına gelir. Bu deyimi yalnızca içindeki “göz” ve “düşmek” sözcüklerinin temel anlamlarından hareketle yorumlamak doğru değildir.

Deyimlerle ilgili anlatım bozukluklarında iki noktayı kontrol etmek gerekir:

Kalıp doğru mu?
Deyimin sözcükleri değiştirilmiş mi?

Anlam doğru mu?
Deyim, cümlede anlatılmak istenen durumu gerçekten karşılıyor mu?

Atasözlerinde de benzer biçimde sözün yerleşmiş kuruluşuna ve taşıdığı genel anlama dikkat edilmelidir.

Deyim ve atasözlerinden kaynaklanan yanlışlıkları daha ayrıntılı çalışmak için [Deyim ve Atasözü Yanlışları] sayfasına geçebilirsiniz.

10. Noktalama İşaretleri Anlam Bozukluğuna Yol Açar mı?

Noktalama işaretleri yalnızca cümlenin nasıl okunacağını göstermez; bazı durumlarda anlamın doğru kurulmasını da sağlar. Bu nedenle gerekli bir noktalama işaretinin kullanılmaması anlam belirsizliğine yol açabilir.

Şu iki kullanımı karşılaştıralım:

Genç, doktora doğru yürüdü.
Genç doktora doğru yürüdü.

İlk cümlede “genç” sözcüğü bir kişiyi karşılayan isimdir ve bu kişi doktora doğru yürümektedir.

İkinci cümlede ise “genç” sözcüğü “doktor”u niteleyen sıfat olarak da anlaşılabilir.

Virgülün varlığı cümlenin nasıl yorumlandığını değiştirmiştir.

Bununla birlikte noktalama kaynaklı her yanlışlığı ayrı bir temel anlatım bozukluğu türü gibi düşünmek doğru değildir. Noktalama, özellikle anlam belirsizliği oluşturduğu durumlarda anlatımın açıklığını doğrudan etkiler.

Bu ilişkinin ayrıntıları [Noktalama Kaynaklı Anlatım Bozukluğu] başlığında incelenebilir.

11. Anlama Dayalı Anlatım Bozukluğu Nasıl Bulunur?

Bir cümlede anlatım bozukluğu olduğunu hissetmek başka, bozukluğun nedenini gösterebilmek başka bir beceridir. Soruyu çözerken “Bu cümle kulağa tuhaf geliyor.” demek yerine yanlışlığı adım adım aramak daha güvenilir sonuç verir.

Sözcüklerden biri gereksiz mi?

Şüphelendiğiniz sözcüğü çıkarın.

Anlamda hiçbir kayıp oluşmuyorsa gereksiz sözcük kullanılmış olabilir.

Sözcük doğru anlamda mı kullanılmış?

Özellikle birbirine yakın görünen sözcükleri kontrol edin.

ayrım – ayrıntı gibi kelimeler her bağlamda birbirinin yerine kullanılamaz.

Sözcük doğru yerde mi?

Bir sözcüğün konumunu değiştirdiğinizde cümlenin amaçlanan anlamı ortaya çıkıyorsa yanlış yerde kullanım ihtimali yüksektir.

İfadeler birbiriyle çelişiyor mu?

Özellikle şu anlam ilişkilerine dikkat edin:

kesinlik ↔ olasılık

kesin bilgi ↔ tahmin

Bir yargının aynı anda birbirini dışlayan iki anlamla verilmesi bozukluk oluşturabilir.

Kimin veya neyin kastedildiği açık mı?

Zamirleri ve iyelik bildiren sözcükleri kontrol edin.

Cümle iki farklı kişiye veya nesneye gönderme yapabilecek biçimde okunabiliyorsa anlam belirsizliği olabilir.

Mantıksal ilişki doğru mu?

Olayların:

  • gerçekleşme sırasına,
  • derece ilişkisine,
  • kapsamına,
  • neden-sonuç bağlantısına

bakın.

Deyim veya atasözü doğru mu?

Kalıplaşmış sözün hem kuruluşunu hem de anlamını kontrol edin.

Bu kontrollerin sonunda cümlenin anlamında sorun bulamıyorsanız yanlışlık yapısal olabilir. Böyle bir durumda özne-yüklem uyumu, eksik ögeler, ekler, tamlamalar ve çatı ilişkisi için [Yapısal Anlatım Bozuklukları] incelenmelidir.

12. Anlama Dayalı ve Yapısal Anlatım Bozuklukları Arasındaki Fark Nedir?

Anlatım bozukluğunu doğru sınıflandırabilmek için önce sorunun anlamdan mı yoksa cümlenin kuruluşundan mı kaynaklandığını belirlemek gerekir.

Anlama dayalı anlatım bozukluklarıYapısal anlatım bozuklukları
Sözcüklerin anlam ilişkileri ön plandadır.Cümlenin dil bilgisel kuruluşu ön plandadır.
Gereksiz sözcük bulunabilir.Gerekli bir öge eksik olabilir.
Sözcük yanlış anlamda veya yerde kullanılabilir.Özne-yüklem uyumu bozulabilir.
Anlam çelişkisi görülebilir.Tamlama veya eklerle ilgili sorun oluşabilir.
Belirsizlik ve mantık hataları görülebilir.Çatı veya ögeler arasında uyumsuzluk görülebilir.

Örneğin:

“Kesinlikle yarın gelebilir.”

Cümlede yapısal bir eksiklik yoktur. “Kesinlikle” ile “gelebilir” arasındaki anlam çelişkisi nedeniyle anlama dayalı anlatım bozukluğu vardır.

Buna karşılık:

“Herkes salona girdi ve yerlerine oturdular.”

cümlesinde özne ile yüklem arasındaki kişi-sayı ilişkisi incelenmelidir. Bu tür sorunlar [Yapısal Anlatım Bozuklukları] kapsamında değerlendirilir.

Bu ayrım, özellikle birden fazla seçeneğin birbirine benzediği sorularda yanlışlığın türünü daha hızlı belirlemeyi sağlar.

13. Anlama Dayalı Anlatım Bozukluğu Örnekleri

Türleri ayrı ayrı görmek başlangıç için yararlıdır; ancak asıl beceri, farklı yanlışlıklar karışık olarak verildiğinde sorunun kaynağını belirleyebilmektir.

Bozuk cümleAnlatım bozukluğuDüzeltilmiş biçimi
Yaklaşık iki saat kadar bekledik.Gereksiz sözcükYaklaşık iki saat bekledik.
İki kavram arasındaki ayrıntıyı açıkladı.Yanlış anlamda sözcükİki kavram arasındaki ayrımı açıkladı.
Yeni işe başlayan personelle görüştük.Sözcüğün yanlış yerde kullanılmasıİşe yeni başlayan personelle görüştük.
Kesinlikle yarın gelebilir.Çelişen anlamlarYarın gelebilir.
Mert, Kerem’e dosyasını getirmesini söyledi.Anlam belirsizliğiKastedilen kişiye göre iyelik ilişkisi açıklanmalı.
Bırakın mezun olmayı, daha okula başlamadı.Mantık ve sıralama ilişkisiBırakın mezun olmayı, daha okula bile başlamadı.

Örnekleri incelerken yalnızca doğru biçimi okumak yerine hangi değişikliğin neden yapıldığını açıklamaya çalışın. Böylece yeni bir cümlede aynı bozukluğu tanımak çok daha kolaylaşır.

14. En Çok Karıştırılan Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları

Anlatım bozukluklarının bazıları birbirine benzese de çözüm yolları farklıdır.

Gereksiz Sözcük Kullanımı ile Çelişen Anlamlar

Gereksiz kullanımda bir ifade çıkarıldığında anlam korunur.

Çelişkide ise iki ifade aynı yargı hakkında birbiriyle uyuşmayan anlamlar taşır.

Yaklaşık iki saat kadar bekledik.
→ Gereksiz kullanım

Kesinlikle iki saat beklemiş olabilir.
→ Anlam çelişkisi

Yanlış Anlamda Kullanım ile Yanlış Yerde Kullanım

Bu iki türü ayırmanın pratik yolu şudur:

Sözcüğü değiştirmek gerekiyorsa: yanlış anlamda kullanım.

Sözcüğü taşımak yeterliyse: yanlış yerde kullanım.

Bu her örneği tek başına çözmeye yeten mutlak bir kural değildir ancak ilk kontrol için oldukça kullanışlıdır.

Anlam Belirsizliği ile Yapısal Eksiklik

“Mert, Kerem’e dosyasını getirmesini söyledi.”

cümlesinde gerekli ögeler bulunmasına rağmen “dosyasını” sözünün kime gönderme yaptığı açık değildir. Bu nedenle sorun anlamın açıklığıyla ilgilidir.

Bir cümlede gerekli bir nesne, tümleç veya yüklem eksikliği varsa ise sorun [Yapısal Anlatım Bozuklukları] içinde değerlendirilir.

Bu nedenle anlatım bozukluğunu bulduktan sonra ikinci soru mutlaka şu olmalıdır:

“Sorun anlam ilişkisinde mi, cümlenin kuruluşunda mı?”

15. Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları Mini Test

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük kullanılmıştır?

A) Bu konuyu yeniden konuşmamız gerekiyor.
B) Yaklaşık üç saat kadar seni bekledim.
C) Çocuklar bahçede sessizce oynuyordu.
D) Öğretmen konuyu ayrıntılı biçimde açıkladı.

Cevap: B

Açıklama: “Yaklaşık” ve “kadar” bu kullanımda aynı yaklaşık miktar anlamını verdiği için sözcüklerden biri gereksizdir.

2. “Kesinlikle bu akşam bize uğrayabilir.” cümlesindeki anlatım bozukluğunun nedeni nedir?

A) Anlam belirsizliği
B) Gereksiz sözcük kullanımı
C) Çelişen anlamların kullanılması
D) Sözcüğün yanlış yerde kullanılması

Cevap: C

Açıklama: “Kesinlikle” kesinlik, “uğrayabilir” ise olasılık bildirir. Aynı yargıda bu iki anlamın birlikte kullanılması çelişki oluşturur.

3. “Yeni okula başlayan öğrenciler için toplantı yapıldı.” cümlesinde anlatılmak istenen öğrencilerin okula kısa süre önce başlamasıysa cümle nasıl düzeltilmelidir?

A) Okula yeni başlayan öğrenciler için toplantı yapıldı.
B) Yeni öğrenciler okula başlayan toplantıya katıldı.
C) Öğrenciler yeni okula toplantı yaptı.
D) Toplantıya öğrenciler yeni okula başladı.

Cevap: A

Açıklama: “Yeni” sözcüğü “okula başlayan” söz grubuyla ilişkilendirildiğinde anlatılmak istenen düşünce açık hâle gelir.

4. “Selin, Derya’ya çantasını getirmesini söyledi.” cümlesindeki temel sorun nedir?

A) Mantık hatası
B) Anlam belirsizliği
C) Gereksiz sözcük kullanımı
D) Çelişen anlamlar

Cevap: B

Açıklama: “Çantasını” sözcüğünün Selin’in mi yoksa Derya’nın mı çantasını karşıladığı açık değildir.

5. Aşağıdakilerden hangisi anlama dayalı anlatım bozukluğu aranırken yapılacak kontrollerden biri değildir?

A) Sözcüklerin anlamlarını incelemek
B) Cümlede anlam çelişkisi olup olmadığına bakmak
C) Kavramlar arasındaki mantıksal ilişkiyi değerlendirmek
D) Yalnızca yüklemin cümlenin sonunda olup olmadığını kontrol etmek

Cevap: D

Açıklama: Yüklemin cümlenin sonunda bulunup bulunmaması, tek başına anlama dayalı anlatım bozukluğunu belirlemez. Kurallı Cümle ve Devrik Cümle ayrımı yüklemin cümledeki yeriyle ilgilidir; devrik bir cümle sırf devrik olduğu için anlatım bozukluğu taşımaz.


Kaynaklar

Millî Eğitim Bakanlığı – OGM Materyal, Anlatım Bozukluğu Kavram Çalışması

Millî Eğitim Bakanlığı – OGM Materyal

Yorum yapın