ÇALIKUŞU ÖZETİ

Çalıkuşu Romanı

KİTABIN ADI:ÇALIKUŞU
KİTABIN YAZARI:REŞAT NURİ GÜNTEKİN
YAYIN EVİ VE ADRESİ: İNKILAP YAYIN EVİ
ANKARA CADDESİ,NO:95
SİRKECİ 34410 İSTANBUL
1.ÇALIKUŞU ROMANININ KONUSU:
REŞAT NURİ GÜNTEKİN bu romanında küçük yaşta annesini ve babasını kaybeden genç bir öğretmenin hayatını,aşkını ve Anadolu halkının sorunlarını ,yaşantılarını anlatıyor.
2.ÇALIKUŞU ROMANIN ÖZETİ:
Bir subay kızı olan Feride küçük yaşlarda önce annesini sonra da babasını kaybeder.Annesini ve babasını kaybeden Feride Erenköyü’nde,Kozya Tağı’ndaki Besime teyzesinin yanında büyür.
Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nde okur. Feride yaramazlıklarından dolayı okul da arkadaşları tarafından(Çalıkuşu)Diye çağrılır.
Teyzesinin oğlu Kamuran, bu yaramaz kızdan çok hoşlanır ve Feride’ye aşık olur. Feride ile Kamuran iyi anlaşırlar ve zamanlarını birlikte geçirmeye başlarlar. Kamuran, Feride’ye kendisini sevdiğini ve evlenmek istediğini söyler. Feride ‘de onu sevmektedir ve Kamuran ile evlenmeyi kabul eder. Fakat evlenmeden birkaç gün önce bir kadın Feride’ye ,Kamuran’ın İsviçre’de iken Münevver adında hasta bir genç kadını sevdiğini ve ona evlenme sözü verdiğini söyler. Kadın,Feride’ye mektupları verir. Feride mektupları okuduktan sonra Kamuran ile evlenmekten vazgeçer ve köşkten kaçar. Bir dadının evinde kalmaya başlayan Feride, artık hayatına yeni bir yön vermek zorunda kalır.Bunun için Feride,Anadolu’da öğretmenlik için başvuru da bulunur. Feride Zeyniler Köyü denilen ıssız,ulaşımı zor hiç bir öğretmenin gitmek istemediği bir yere tayin edilir. Burada birçok zorluklarla karşılaşan Feride artık başından geçenleri bir deftere not etmeye başlar. Bu köyde öğrencileri onun en yakın arkadaşları olmuştur. Öğrencilerini çok seven Feride özellikle Münise adlı öğrencisini çok sever ve onu evlat edinmek ister. Münise köylünün hiç sevmediği bir kadının kızıdır. Münise’nin annesi başka birini sevdiği için ,Münise’nin babası ondan boşanır ve köyden başka bir kadınla evlenir. Münise annesinin yanında kalmaktadır ve babası da arasıra kızını gizlice ziyaret eder. Feride uzun uğraşlar sonunda Münise’yi evlat edinmeyi başarır ve ikisi beraber yaşamaya başlarlar.
Bir gün hırsızlık yaparken yaralanan birisini köye getirirler. Feride yaralığı tedavi eden ,yaşlı bir doktor ile tanışır. Doktor Hayrullah Bey Feride’yi çok cana yakın bulur ve hemen birbirleri ile kaynaşırlar. Doktor Bey ,Feride’nin burada çektiği zorlukları görür ve daha iyi bir yere nakledilmesi için elinden gelen çabayı gösterir. Bir süre sonra bir denetleme sırasında Feride’nin öğretmenlik yaptığı okul kapatılır. Feride bunun üzerine Zeyniler Köyü’nden ayrılmak zorunda kalır. Feride’nin yeni tayin yeri ise İl Merkezindeki Kız Öğretmen Okulu dur. Burada Fransızca öğretmeni olarak göreve başlar. Feride çok güzel bir kız olduğu için gittiği her yerde güzelliğiyle dikkatleri çekmektedir. Öğretmenlik yaptığı süre içinde evlenme teklifleri alan Feride bu tekliflerin hiçbirini kabul etmez.
Daha sonra Feride Kuşadası’nda bir okula tayin edilir. Doktor Hayrullah Bey’de emekli olmuş ve Kuşadası’na yerleşmiştir. Hayrullah Bey Feride’yi kızı gibi sevmektedir. Feride’yi her fırsatta kanatları altına almakta ve onu bütün kötülüklerden korumaktadır. Feride’nin evlat edindiği Münise iyice büyümüş ve güzel bir kız olmuştur.
Hayrullah Bey’in uzak bir köye, hastaya gittiği bir sırada Münise hastalanır. İlk başta nezle sanılan hastalık difteridir. Münise hastalığının anlaşılmaması sonucu hayatını kaybeder. Münise’yi çok seven Feride’nin dünyası yıkılır. Feride’yi, Hayrullah Bey teselli eder. Münise’nin de ölmesi sonucu Feride ile Hayrullah Bey hakkında, çevredeki dedikodular iyice artar. Bunun üzerine Hayrullah Bey, çevrenin dedikodusundan kurtulmak ve Feride’ye laf gelmesini önlemek için Feride ile kağıt üzerinde bir evlilik yapar. Evlendikten bir süre sonra yaşlı birisi olan Hayrullah Bey vefat eder. Hayrullah Bey ölmeden önce ,Feride’nin yaşadıklarını yazdığı defterini okumuş ve Feride’nin başından geçenleri öğrenmiştir. Hayrullah Bey ölmeden önce Feride’den ailesinin yanına dönmesi için söz almıştır. Feride’nin kaybolduğu sandığı defterini, Hayrullah Bey bir zarfın içine koyarak zarfın Kamuran’a verilmesini vasiyet etmiştir. Feride , Hayrullah Bey’in vasiyetini yerine getirmek için zarfın içinde ne olduğunu bilmeden bu emaneti Kamuran’a teslim eder. Kamuran, Feride’nin dönmesine çok sevinir. Feride birkaç günlüğüne izin alarak gelmiştir. Bu arada Kamuran evlanme sözü verdiği Münevver ile evlenmiştir ama kadın hasta olduğu için kısa bir süre sonra ölmüştür. Kamuran zarfın içindeki defteri bir gece sabaha kadar okuduktan sonra ,Hayrullah Bey’in yazdığı tavsiyeleri yerine getirmeyi , Feride’yi bir daha ne pahasına olursa olsun elinden kaçırmamağı kafasına koymuştur. Feride ‘nin gideceği gün Kamuran güya onu almak için gelen arabadan iner. Feride ‘yi bir daha elinden kaçırmamaya kesin kararlıdır. Feride’ye hala kendisini çok sevdiğini söyler ve gitmemesi için Feride ‘ye yalvarır. Feride’nin, Kamuran’a olan aşkı bitmemiştir ve Kamuranı sevmektedir.Feride gitmekten vazgeçer ve bir daha ayrılmamak üzere evlenirler.
3.ÇALIKUŞU ROMANIN ANA FİKRİ:Romanda Anadolu insanının ne zor şartlar altında bulunduğu anlatılıyor. Bazı toplumsal sorunlara değinilmiştir. Bunlardan bazıları Anadolu’da ki ulaşım,haberleşme ve iletişim dir.
Bir genç öğretmenin ne pahasına olursa olsun zorluklar altında görev yapması ,ülkesine hizmet etmesi,bu zorluklarla yılmadan mücadele etmesi, yurdumuzu kalkındırmak isteyen gençlerimize bir örnektir. Vatanımızın çıkarlarını kendi çıkarlarımızdan daha üstün tutmalı ve bayrağımızın dalgalandığı her yerde , zorluklardan yılmadan çalışmalı ve ülkemizin hiçbir yerini ayırmaksızın kalkındırmalıyız.
4.ÇALIKUŞU ROMANINDAKİ ŞAHISLAR:FERİDE:Küçük yaşlarda annesini ve babasını kaybetmiş,teyzesinin yanında büyüyen; çok güzel,canayakın , yaramaz bir kızdır.
KAMURAN:Verdiği sözü tutan ,yakışıklı bir gençtir. Feride’yi çok sevmektedir.
MÜNİSE:Sevimli cana yakın ,süsüne düşkün,güzel bir kızdır. Küçük yaşta anne ve babası birbirinden ayrılmış ve Feride tarafından evlat edinilmiştir.
HAYRULLAH BEY:Yaşlı bir doktor olan Hayrullah Bey başkalarının yardımına koşan ve zorluklara rağmen insanların hayatlarını kurtarmak için görevini en iyi şekilde yapan birisidir.

5.REŞAT NURİ GÜNTEKİN HAKKINDA KISA BİLGİ:

Reşat Nuri Güntekin; İstanbul’da Üsküdar’da doğdu(1889). Askeri Doktor Nuri Bey’in oğludur. Çanakkale’de ilk öğrenimini yaptı. Galatasaray Lisesi’nde bir yıl okuduktan sonra İzmir’deki Fransız Okulu’na girdi. İstanbul Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi(1912). Uzun yıllar liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı(1913-1930);Milli Eğitim Bakanlığı müfettişi oldu(1931);Çanakkale miletvekili seçildi(1939-1944);UNESCO’da Türkiye temsilciliği, Paris’te kültür ateşeliği görevlerinde bulundu. Emekliye ayrıldıktan sonra,yeni eserlerini hazırlarken yakalandığı kanserden öldü(1956);cenazesi uçakla getirilip Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü.

REŞAT NURİ GÜNTEKİN

 

Reşat Nuri Güntekin

Reşat Nuri Güntekin (1889 -1956 )

1899 yılında İstanbul’da doğmuştur. Milli Edebiyat’ın ve Cumhuriyet Döneminin önemli romancılarından biri olan sanatçı, roman dışında öykü ve tiyatroyla da uğraşmış, gezi türünde de eserler vermiştir. Yazı hayatına Birinci Dünya Savaşı sonlarında (1917) başlayan, ilk eseri de Eski Ahbap (uzun hikaye) 1917’ de basılan Reşat Nuri, 1918’ de tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayımlarken bir yandan da hikayeler (Şair Dergisi, 1918/19; Nedim Dergisi, 1919; Büyük Mecmua, 1919) yazıyordu. Çalıkuşu’ nun Vakit gazetesinde yayınlanması ile  (1922) geniş bir ün kazandı. Çok hareketli bir eser olan Çalışkuşu’ nda Anadolu, ilk idealist ve aydın kızı Feride’ ye kavuştu, geniş ölçüde romana girdi. Bu roman az okumuş ve aydın, iki sınıfı da, doğal ve canlı diliyle kendine bağladı. Reşat Nuri’ nin hemen bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba ve şehirleri çevre, tip, çeşitli problem ve görüşleriyle Anadolu atmosferi görülür. Romanlarında sosyal ve hissi konuları işleyen yazar, küçük hikayelerinde bunların yanına mizahı da ekledi.Sanatçı 1956 yılında vefat etmiştir.

Edebi Kişiliği

Yazar, 1927 yılından sonra kasaba kasaba gezme imkânı bulacağı Anadolu’yu eserlerinde anlatmaya devam edecektir. Bu gezilerin sonucu olarak gezi türündeki eser Anadolu Notları oluşmuştur. Bu durum sanatçıdaki güçlü gözlem ve realizmin etkisiyle oluşur. Eselerindeki kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Bazı eserlerinde genç Cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir.

Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Romanlarında kullandığı dil ve anlatım oldukça yalın, diyalogları canlıdır. Sanatçı, en önemli romanlarından olan Yaprak Dökümü‘nde kendi halinde bir aileye sahip olan Ali Rıza Bey’in, çocuklarının yaptığı hatalar yüzünden çektiği sıkıntıları işler. Roman, o dönemde sık sık yaşanan eğlence hayatına düşkün gençlerin sebep olduğu parçalanan aileler sorununu dile getirir.

Miskinler Tekkesi‘nde daha önceleri zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olan bir kişinin dilenecek hale düşmesi anlatılır. Yazar, dilencilerin dünyasını ve cahil hocaları başarıyla tasvir eder. Yeşil Gece’de babası tarafından medreseye gönderilen fakat burada inandığı değerleri kaybeden Şahin’i anlatır.

Reşat Nuri Güntekin’in Yazar Özellikleri 

  • Güçlü bir gözlemciliği vardır.
  • Anlatımda ve psikolojik tahlillerde başarılıdır.
  • Sade bir dil kullanmış, konuşma dilinin canlılığını yansıtmayı başarmıştır. Diyalogları canlıdır.
  • Eserlerinde yurdun çeşitli yerlerindeki olumlu-olumsuz görünümleri, yanlış Batılılaşmayı, batıl inanışları kişisel duygularıyla birleştirerek anlatmıştır. Bozulan insani değerleri ve ahlak yapısını işlemiştir.
  • Eserlerinde mizah öğesi ve ince espriler de yer alır.
  • Eleştirdiği tipleri acımasızca eleştirir.
  • Romanlarında güçlü bir gözleme dayanan realizm vardır.
  • 20. yüzyıl Türk edebiyatının en büyük romancılarındandı

Reşat Nuri Güntekin Eserleri

  • Roman: Çalıkuşu, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Acımak, Damga, Kızılcık Dalları, Eski Hastalık, Miskinler Tekkesi, Yaprak Dökümü, Ateş Gecesi, Bir Kadın Düşmanı, Gökyüzü, Değirmen, Yeşil Gece, Gizli El, Harabelerin Çiçeği, Sönmüş Yıldızlar, Kan Davası, Kavak Yelleri, Son Sığınak
  • Hikâye: Roçild Bey, Eski Ahbap, Tanrı Misafiri, Sönmüş Yıldızlar, Leyla ile Mecnun, Olağan İşler, Nenesi Kro
  • Oyun: Hançer, Eski Rüya, Ümidin Güneşi, Gazeteci Düşmanı, Şemsiye Hırsızı, İhtiyar Serseri (üç oyun),Taş Parçası, Yeşil Gece, İstiklâl, Hülleci, Yaprak Dökümü, Eski Şarkı, Balıkesir Muhasebecisi, Tanrıdağı Ziyafeti, Bir Köy Öğretmeni, Çalıkuşu, Kavak Yelleri
  • Gezi: Anadolu Notları

Reşat Nuri Güntekin Eser Özetleri

Çalıkuşu: Eser ilkin “İstanbul Kızı” olarak basılmıştır, daha sonra Çalıkuşu adıyla roman haline getirilmiştir. Feride, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş subay kızıdır. Teyzesinin korumasıyla “Notre Dame de Sion” yatılı okulunda okur. Çok yaramaz olduğundan “Çalıkuşu” adı takılır. Teyzesinin oğlu Kamuran’a aşık olur ve evlenmeye karar verirler. Feride, düğün günü Kamuran’ın İsviçre’deyken başka biriyle ilişkisi olduğunu öğrenir ve her şeyi bırakarak kaçar. Öğretmenlik yaparak Anadolu ‘yu dolaşmaya başlar. Güzelliği her yerde başına dert açmıştır. Başka bir yerde tanıştığı Hayrullah Bey’e Kuşadası’nda tekrar rastlar. Hayrullah Bey Feride’yi kızı gibi korumaya başlar, halkın da dedikodusu üzerine göstermelik bir evlilik yaparlar. Feride’nin günlüğünü bulan Hayrullah Bey, günlüğü okur ve saklar. Hastalanınca Feride’ye ölümünden sonra, verdiği kapalı bir zarfı Kamuran’a iletmesini vasiyet eder. Feride vasiyeti yerine getirir. Kamuran, Hayrullah Bey’in bu mektubu ile Feride’nin onu hala sevdiğini anlar ve Feride ile evlenir. Bir daha da onu bırakmaz.

Dudaktan Kalbe: Saip Paşa İzmir’in önde gelen tanınmış kişilerinden birisidir. Saip Paşa’nın yeğeni Hüseyin Kenan, dayısının zoruyla mühendis olmuş daha sonra müzikteki yeteneğini Batı dünyasına kabul ettirmiştir. Dayısının ısrarıyla İzmir’e gelir. Saip Paşa, vaktiyle haylaz bir oğlan diye bildiği Hüseyin Kenan’la şimdi övündüğünü ziyafetlerle göstermektedir. Bütün bu kalabalıktan ve şatafattan sıkılan Hüseyin Kenan Bozkaya’ya giderek dinlenmek ister. Bozkaya’da Lamia ile tanışır. Lamia’ya hafif çilli yüzünden dolayı Hüseyin Kenan, kınalı yapıncak ismini takmıştır. Hüseyin Kenan evli bir kadın olan Nimet Hanıma kur yapmaktadır. Burası küçük bir kasaba olduğu için dedikodulardan kurtulmak için de Lamia’ya yakınlık gösterir gibi görünmektedir. Hüseyin Kenan, Prenses Cavidan’la evlenme aşamasındayken Lamia’yı hamile bırakır ancak Lamia böyle bir evliliği reddeder ve yalnız başına büyütür kızını. Başka biriyle evlenen Lamia, sevdiği Hüseyin Kenan’ın başkasıyla evlendiğini duyunca eşinden ayrılır ve İstanbul’a yerleşir. Bu arada kocasının yeğeni Doktor Vedat onunla evlenmek istese de reddeder. Daha sonra Vedat’la Lamia’nın evleneceğini duyan Hüseyin Kenan, intihar eder.

Yeşil Gece: Medrese öğrenimi gören Şahin’in çevresindeki çirkinlikler karşısında inancını yitirişi, öğretmen okuluna girip bitirişi softalarla savaşmak üzere İzmir’e yakın Sarova ilçesine gidişi anlatılır. Sarova’da softalarla çatışan Şahin, yeni okul yaptırma girişimde belediye mühendisinin desteğini sağlar. Komiser Kazım’ın yardımıyla da softaların kendisini bir kadınla basmak düzeninden kurtulur. Bu arada Yunanlılar İzmir’e çıkmıştır. Kasaba da işgal edilmiştir. Ona karşı olanlar şimdi de düşmanla işbirliği içindedirler. Milli Mücadele’den yana olan Şahin’in ilçesinden ayrılmamış subayları kaçırdığı öğrenilince bir Yunan adasına sürülmesi kararlaştırılır. Ancak Cumhuriyetin ilanından sonra Sarova’ya dönebilen Şahin’i sürpriz beklemektedir: Eski softalar, düşmanın işbirlikçileri Cumhuriyetçi kesilmişlerdir. İstenmeyen adam Şahin, derdini anlatabilmek için Ankara’ya doğru yol alır.

Yaprak Dökümü: Ali Rıza Bey, annesini ve kız kardeşini kaybedince Suriye’ye gider. Dönünce Hayriye Hanım’la evlenir ve beş çocuğu olur. Çalıştığı şirketten çeşitli sebeplerden ayrılmak zorunda kalır. Oğlu Şevket bankada işe girer ve iş arkadaşıyla evlenir. Ali Rıza Bey’in kızları Leyla ve Necla eğlence düşkünü oldukları için ailenin maddi durumunu daha da kötüleştirir. Büyük kızı Fikret durumdan rahatsızlığı nedeniyle çocuk sahibi bir adamla evlenip Adapazarı’na gider. Bir süre sonra gelini evi terk eder. Leyla kötü yola düşünce Ali Rıza Bey felç geçirir. İyileştikten sonra da kızı Leyla’yla mutsuz hayata devam eder.